
Gülben Ergen’nin oğlu 11 aylık olmuş, Demet Şener’in kızı 16 aylık vs vs. Bebekler doğuyor, büyüyorlar, bizim onların kaç aylık olduklarını bilmemizin ne gibi bir önemi var. Bakıcıları, Filipinli, Moldovyalı dadıları bakıyordur onlara, eminim çok da sağlıklı tosuncuklar olarak büyüyorlar.
Kaç aylık olduklarından bize ne?
Annelerinin hamilelikte kaç kivi yiyip, ABD’de doğurmak isteyip istemediklerinden, çocuklarına isim olarak İncir mi, Kavun mu vermek istediklerine, doğumlarında yanlarında kaç fotoğrafçı, kaç masajcı bulunduğuna kadar biliyoruz. Daha sonrasında kilo vermek için ne kadar lahana çorbası içip, pilates yaptıklarını, kesinlikle liposuction vs yaptırmadıklarını da biliyoruz. İlgi ve alakamız hiç bitmiyor....
29 Kasım 2007 Perşembe
Gülben Ergen'nin oğlu
23 Kasım 2007 Cuma
Paylasilamayan Tamer Karadagli
Yoksa cool tavrı ve duruşları mı? Bu kadınları anlayamıyorum, her hafta başka kadınlarla ismi çıkıyor. Bir hafta eski eşi, diğer hafta eski sevgilisi ve son zamanlarda Seda Sayan.
Seda Sayan’nın stilini, aşklarını ve programlarını herkes biliyor. Eskiden olanları düşünürsek, Tamer’de kaset çıkarır belki, sabah programlarında serenat yapar hatta canlı yayında nişanlanırlar.
O günleri büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum.
Gönderen
Pinar
1 yorum
Etiketler: Tamer Karadagli
21 Kasım 2007 Çarşamba
Heidi Klum'un şovu
18 Kasım 2007 Pazar
Bulent ve Armagan Bey barismislar.
16 Kasım 2007 Cuma
Frikik korkusu
İnsanlar vesikalık fotoğraf çektirmeye giderken çok dikkat ederler. Güzel giyinir, makyaj, kuaför, traşlarını eksik etmezler. Ne de olsa fotoğraflar kalıcıdır, onlarda hep güzel gözükmek isteriz.
Ünlülerin işi zor, seni her halinle çekmek için yarışan bir çok fotoğrafçı var. İnsanlarda yarattığın imajı bozmamak için her an düzgün, bakımlı olmalısın. Kötü fotğraflar hep insanların akıllarına gelecektir.
Ajda Pekkan güzel bir kadın, hele de yaşı düşünülürse süper denilebilir. Frikik vermemek için düştüğü poz çok komik. Ama başarılı olmuş sonunda. Kolye, yüz, bacaklar, kalça hepsi bir garip pozisyondalar ama frikik yok.
Leopar desenli çantası ve ne olduğu anlaşılmayan mor kolbantı??? ile divalara yakışır bir giyim tarzı ortaya koymuş. Her ikiside çok iddialı desen ve renkler ama Ajda’dan da mavi minik çiçek desenli elbise giymesini bekleyemeyiz değil mi?
Gönderen
Pinar
0
yorum
15 Kasım 2007 Perşembe
Kesekağıdı ve elbise
Monaco Prensinin aklını ve gözlerini alamadığı kadar varmış bu genç bayan.
Yine bir hikayesi ile gündeme geldi:
Kuzenin düğününe göğüs dekoltesi fazla iddialı olan bir elbiseyle gitti. Rihanna'nın bu giysisi yüzünden iyice gölgede kalan gelin başta olmak üzere genç şarkıcının annesi ve teyzesi de iyice çileden çıktı.Güzel şarkıcı giysisinin dekoltesini eleştiren annesive teyzesine "Ne yapsaydım,kese kağıdı mı giyip gelseydim" diye cevap verdi.
Yani kesekağıdı ve bu elbise arasındaki fark bu kadar ince mi?
Gönderen
Pinar
0
yorum
Etiketler: Yabancilar
14 Kasım 2007 Çarşamba
Yılmaz Morgül soyunmasını istemiyoruz.
Bu haber karşısında yanlızca gülünür, zaten şaka olmasını istiyorum ama
Yılmaz Morgül, çok da sağlıklı olmayan bir insan, aslında ciddiye alınmaması gerekiyor.
Hastalığına verelim …
Dışarıdan cılız ve minyon göründüğünü vurgulayan Morgül, aslında kaslı bir yapısı olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bir gün spor yaparken kadın dergilerinde çalışan bir muhabir beni görmüş. Ertesi gün müdürü beni aradı ve yarı çıplak fotoğraflarımı yayınlamak istediklerini, dahası beni dergilerine kapak yapacaklarını söyledi. Ama ben teklife pek yanaşmadım..." Thai-box yaptığını belirten Morgül, "Benim atletik vücutlu fotoğraflarımı kapak yapmak isteyen kişi veya kurum 250 bin YTL'yi gözden çıkarmak zorunda. " dedi.
13 Kasım 2007 Salı
Magnum cikolata
Gönderen
Pinar
0
yorum
Etiketler: Yabancilar
9 Kasım 2007 Cuma
Bülent Ersoy boşanmış.
Bu resim yine herşeyi özetliyor.
Birbirlerine bile bakmayan ama fiziksel olarak fazlaca yakın 2 insan. Onları tanımasak aralarında birşey olduğunu ama çok da emin olamayacağımız söylenebilir.
Resme gelince, Bülent Ersoy’un her zamanki süper abartılı makyajı var. Kıyafeti de kesinlikle aynı stildedir. Armağan’da yakışıklı ve sempatik görünmeye çalışıyor. Düzgün, yakışıklı genç bir adam imajında. Genç kızlara hala çekici gelebilir miyim tavırlarında. Hepsi çok yapmacık, çok abartılı...
Esas haber: Bülent Ersoy ve Armağan ayrılmışlar. Tanışmaları, evlilikleri, beraberlikleri hep gözümüzün önünde oldu. Tüm detayları bizde öğrendik. Ve şimdi de ayrılmışlar. Geçmiş olsun. Bu arada Armağan’nın soyadını bilen var mı?
7 Kasım 2007 Çarşamba
Monoca Prensi ve Genc Kiz
Bu tip fotoğraflar çok komik oluyor.
Monaco Prensi Albert şimdiye kadar müzmin bekar kalıp, dünyanın en güzel kadınları ile beraberlik yaşadı. Tabii prens olursan “elini sallasan ellisi” .Tabii kim istemez prenses olmayi?
Prens gözünü şarkıcı Rihanna’dan ayıramamış. Ama gözler biraz daha aşağılara kaymış durumda…
Popüler deyişle belki Prens yeni bir aşka yelken açmıştır?
Gönderen
Pinar
0
yorum
6 Kasım 2007 Salı
Tamer Karadağlı’nın giyip çıkardıkları
Tamer Karadağlı’nın “Nedir bu çektiğim senden, benim derdim hiç bitmiyor” pozu ve Deniz’in "hiçbir şey umurumda değil, ben 15 yasindaki kizlar gibi yanlizca saclarimla oynuyorum" hali çok hoş. Tum gazetelerde ve dergiler yazılanları okumasak bile, bu resim hikayeyi özetliyor.
Tamer'in eski sevgilisi Deniz Uğur’un, “onu dövdüm” benzeri süper açıklamaları ile sakin olan gündemimiz şenlendi. Deniz neden böyle bir yorum yaptı? Eli maşalı olmak herhalde artık çok aranan bir meziyet haline geldi.
Tamer Karadağlı’nın ise “Yorum yapmayacağım” yorumu taşfırını erkeğine çok yakışmıyor. Ama tabii yorum yapsa karşısındakinin ekmeğine yağ sürecek olması da işin başka bir yanı...
Bu ilişki daha çok uzar ve daha çok kişi bundan ekmek yer. Başrol kahramanları da fiyatlarını gittikçe yükseltirler, dusununce alan memnun satan memnun aslında.
5 Kasım 2007 Pazartesi
Ust uste giyinmis
Gönderen
Pinar
2
yorum
Etiketler: Yabancilar
2 Kasım 2007 Cuma
Eskiler ne giyerdi
Bu resme bakınca eski günler aklıma geldi, TRT1 ‘deki tüm müzik programlarındaki sanatçılar böyle idiler. 80’ler ve 90’ların başlarındaki en popular saç ve makyaj bu idi.
Evet 80’lerin modası çok korkunç idi, kadın erkek ayrımı olmaksızın herkes ağır makyaj ve kabarık saç ile gezerdi. Ama Türkiye’de bu sure çok uzadı, sanırım o zamanki makyözler ve kuaförler bu modellere çok hakim oldukları için zorla yıllarca kadınları bu şekle soktular.
Sonra kendimizi yavaş yavaş kurtarabildik onların elinden…
Korkarım hala kurtaramayanlarda var.
Not: Resimdeki bayan Azerbaycan'ın ünlü sanatçılarından Zeynep Hanlarova imiş. Azerbeycan hala 1980’lerde yaşıyor sanırım, en azından kuaförler o zamanda kalmışlar. Veya buradaki kuaförler topluca oraya mı göç ettiler?
Ellerinden gelen tek model bu olunca, dünyaya açılalım bunları beğenen mıutlaka buluruz mu diye düşündüler?
Not 2: Bundan sonraki adımları neresi olacak? Gittikçe doğuya mı gidecekler? Dünya yuvarlak olduğuna göre tekrar Türkiye’ye dönmeleri kaç yıl alacak?
Umarım uzun yıllar alır…












